Eskiden Normal Olan Ama Bugün Garip Gelen 15 Alışkanlık
Eskiden Normal Olan Ama Bugün Garip Gelen 15 Alışkanlık
Bir zamanlar kapı ziline basıp arkadaşımızı çağırır, kasetleri kalemle sarar, fotoğrafın nasıl çıktığını görmek için günlerce beklerdik. Şimdi düşününce biraz tuhaf, biraz komik ama çok da özlenen günler!
Bir zaman makineniz olsaydı ve sizi 1998 yılının sıradan bir cumartesi gününe bıraksaydı ne yapardınız? Muhtemelen önce cebinizde telefon arar, sonra internetin neden çalışmadığını düşünür, en sonunda da evin telefonunu kullanmak için herkesin sıraya girdiğini görürdünüz.
Oysa o yıllarda bütün bunlar son derece normaldi. Teknoloji değişti, alışkanlıklar dönüştü, hatta bazı davranışlar neredeyse tamamen ortadan kayboldu. Ama hatırlayınca yüzümüzü gülümseten o küçük ayrıntılar hâlâ hafızamızda.
İşte Türkiye'de özellikle 1980'ler, 1990'lar ve 2000'lerin ilk yıllarında pek çok kişinin hayatında yer etmiş, bugün ise yeni nesle anlatınca şaşkınlık yaratan 15 nostaljik alışkanlık.
Çat Kapı Misafirliğe Gitmek
Eskiden birine misafirliğe gitmek için üç gün önceden takvim ayarlamak gerekmiyordu. Canınız sıkıldı mı, komşunun kapısını çalardınız. Ev sahibi eşofmanlı mı, ev dağınık mı, çay var mı? Bunlar ikinci plandaydı.
Kapı açılır açılmaz klasik cümle gelirdi: “Geçiyorduk, bir uğrayalım dedik.” Bu geçişin bazen üç saat sürmesi de kimseyi şaşırtmazdı. Çay demlenir, çekirdek çıkar, televizyonda ne varsa birlikte izlenirdi.
Telefon Numaralarını Ezberlemek
Bir zamanlar insanların hafızasında küçük bir telefon rehberi vardı. En yakın arkadaşın ev telefonu, dayının numarası, anneannenin telefonu... Hepsi ezbere bilinirdi.
Üstelik aradığınız kişi telefonu açmayabilirdi. Önce babasıyla konuşur, ardından “Ayşe evde mi?” diye sorardınız. Bazen bütün aileyle sohbet ettikten sonra asıl kişiye ulaşabilirdiniz.
Kasetleri Kurşun Kalemle Sarmak
Kasetçalar kullananlar bilir: Bir kasetin bandı dışarı çıktığında hemen çöpe atılmazdı. Kurtarma operasyonu için gereken tek şey uygun bir kalemdi.
Kalemi kasetin dişlisine geçirir, sabırla çevirirdiniz. Sevdiğiniz şarkının olduğu bölümü bulmak için de ileri sarma tuşuna basar, tahmin yürütürdünüz. Bazen şarkının tam ortasına denk gelir, bazen de bütün B yüzünü dinlemek zorunda kalırdınız.
Fotoğrafların Çıkmasını Günlerce Beklemek
Analog fotoğraf makinelerinde çektiğiniz kareyi hemen görme şansınız yoktu. Film biter, fotoğrafçıya götürülür, baskıların hazır olması beklenirdi.
Sonuçlar geldiğinde ailece fotoğraflara bakılırdı. Birinin gözü kapalı, diğerinin başı kadraj dışında, üçüncüsünde parmak objektifin önünde... O kareler bile saklanırdı çünkü anıydı.
Sevdiğimiz Dizinin Saatini Beklemek
Televizyonda sevdiğiniz bir dizi varsa hayatınızı onun yayın saatine göre planlayabilirdiniz. Bölüm kaçarsa tekrarını yakalamak her zaman mümkün değildi.
Reklam arasında mutfağa koşulur, çay tazelenir, herkes ekran başına geri dönerdi. Ertesi gün okulda veya işte aynı bölüm konuşulurdu. Çünkü birçok kişi aynı akşam aynı şeyi izlemişti.
Gazeteden Kupon Biriktirmek
Bir dönem gazeteler yalnızca haber okumak için alınmazdı. Tencere seti, ansiklopedi, yemek kitabı veya başka bir hediyeye ulaşmak için kupon kesilirdi.
Kuponlar dikkatle saklanır, eksik gün varsa ailede küçük bir kriz yaşanırdı. Sonunda gerekli sayıya ulaşmak ise büyük başarıydı. Hediye teslim alındığında bütün ev halkı yeni eşyayı incelerdi.
Ansiklopedi Karıştırarak Ödev Yapmak
Öğretmen “Bir araştırma ödevi hazırlayın” dediğinde internet tarayıcısı açılmazdı. Evdeki ansiklopediler, kütüphane rafları ve dergiler araştırmanın başlangıç noktasıydı.
Aranan bilgi bir ciltte bulunamazsa başka cilde geçilirdi. Sonra bilgiler deftere yazılır, renkli kalemlerle başlıklar hazırlanır, bazen de dergilerden resimler kesilip yapıştırılırdı.
Sokakta Akşama Kadar Oynamak
Mahallede çocuk seslerinin eksik olmadığı günleri hatırlıyor musunuz? Saklambaç, yakar top, misket, seksek, ip atlama... Oyun seçenekleri boldu, gerekli malzeme ise çoğu zaman bir top veya tebeşirden ibaretti.
Arkadaşlarla buluşmak için mesajlaşma grubu kurulmazdı. Sokağa çıkıp seslenmek yeterliydi. Eve dönüş saati de çoğu zaman annenin pencereden seslenmesiyle belirlenirdi.
Kontör Hesabı Yaparak Telefonla Konuşmak
Cep telefonlarının ilk dönemlerinde konuşma ve mesajlaşma alışkanlıkları bugünkünden oldukça farklıydı. Ön ödemeli hat kullananlar kalan kontörünü dikkatle takip ederdi.
Uzun konuşmalar bazen bütçeyi zorlayabilirdi. Bu yüzden kısa mesajlar özenle hazırlanır, gereksiz kelimeler çıkarılırdı. Kimi zaman bir kere çaldırıp kapatmak bile “Beni ara” anlamına gelirdi.
Telefon Hattıyla İnternete Bağlanmak
Çevirmeli internet bağlantısını hatırlayanlar o kendine özgü modem sesini unutamaz. İnternete bağlanmak bile başlı başına bir süreçti. Bilgisayar açılır, bağlantı kurulması beklenirdi.
Ev telefonuyla aynı hattı kullanan sistemlerde internet açıkken telefon kullanımı sorun olabiliyordu. Biri telefonu kullanmak istediğinde internetteki keyifli dakikalarınız sona erebilirdi.
Video Kaset Kiralamak
Hafta sonu film izlemek isteyenler için video kaset dükkânına gitmek ayrı bir etkinlikti. Raflar arasında dolaşılır, film kapakları incelenir, dükkân sahibinden tavsiye alınırdı.
Beğendiğiniz film başkası tarafından kiralanmışsa geri gelmesini beklemeniz gerekebilirdi. Ayrıca kaseti zamanında iade etmek önemliydi. Bazı dükkânlarda gecikme için ek ücret alınırdı.
Mektup ve Kartpostal Göndermek
Sevdiklerinizden uzak olduğunuzda iletişim kurmanın en özel yollarından biri mektup yazmaktı. Güzel bir kâğıt seçilir, düşünceler özenle yazılır, zarf hazırlanır ve postaya verilirdi.
Yanıtın gelmesi günler, bazen daha uzun sürebilirdi. Postacının getirdiği zarfın üzerinde tanıdık el yazısını görmek başlı başına heyecandı. Tatilden gönderilen kartpostallar da yıllarca saklanırdı.
Mahalle Bakkalına Veresiye Yazdırmak
Mahalle bakkalı yalnızca alışveriş yapılan bir yer değildi. Bakkal, mahalledeki pek çok aileyi tanır; kimin hangi ekmeği aldığını, hangi çikolatayı sevdiğini bilirdi.
Veresiye defteri ise bazı mahallelerde güvene dayalı alışverişin simgesiydi. Alınan ürünler deftere yazılır, ödeme daha sonra yapılırdı. Elbette bu uygulama her yerde ve herkes için geçerli değildi.
Teleteksten Maç Sonucu Öğrenmek
İnternetin yaygın olmadığı dönemde televizyonun teletekst sayfaları birçok kişi için haber ve bilgi kaynağıydı. Spor sonuçları, hava durumu, yayın akışı ve çeşitli bilgiler buradan takip edilirdi.
Uzaktan kumandayla sayfa numarası girilir, ilgili ekranın açılması beklenirdi. Özellikle maç sonuçlarını öğrenmek isteyenler için bu sistem oldukça kullanışlıydı.
Bayramda Kapı Kapı Dolaşmak
Bayram sabahı erkenden kalkmak, en güzel kıyafetleri giymek ve aile büyüklerinin elini öpmek pek çok evde değişmeyen bir gelenekti. Çocuklar için bayram ziyaretlerinin ayrıca heyecan verici bir tarafı vardı: şeker, çikolata ve harçlık!
Komşular, akrabalar, aile dostları ziyaret edilir; bir evden diğerine geçilirdi. Her evde biraz oturulur, tatlı ikram edilir, eski anılar anlatılırdı. Bugün de sürdürülen bu gelenek, bazı ailelerde daha kısa veya planlı ziyaretlere dönüşmüş durumda.
Bonus: Unutulmaya Yüz Tutmuş 7 Küçük Nostalji
Listeye sığmayan ama birçoğumuzun hafızasında yer eden başka ayrıntılar da var:
- Telefon kulübeleri: Bozuk para veya telefon kartıyla arama yapmak.
- Televizyonun üstündeki dantel: Evin dekorasyonunda televizyonu da süslemek.
- Arkadaşlık defterleri: En sevdiğin renk, yemek ve şarkıyı arkadaşlarına yazdırmak.
- Şarkıyı radyodan kaydetmek: Sunucu konuşmadan önce kayıt tuşuna yetişmeye çalışmak.
- İnternet kafeler: Arkadaşlarla yan yana bilgisayarlarda oyun oynamak.
- CD çantaları: İçinde onlarca müzik ve oyun diski taşımak.
- Çekmecedeki poşet dolusu poşet: Evlerin vazgeçilmez saklama sistemi.
Özellikle sonuncusu, teknolojinin bütün ilerlemesine rağmen birçok evde yaşamaya devam ediyor olabilir!
Sen En Çok Hangi Eski Alışkanlığı Özledin?
Bir tanesini seç ve oyunu kullan. Ardından bu tarayıcıda kaydedilen oyların sonuçlarını gör.
Bu anket yerel bir demodur. Oylar yalnızca kullanılan tarayıcıda saklanır. Site genelinde ortak sonuç göstermek için veritabanı bağlantısı gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Eskiden normal olan alışkanlıklar neden bugün garip geliyor?
Teknoloji, şehir yaşamı, iletişim araçları ve sosyal beklentiler değiştikçe günlük davranışlarımız da değişiyor. Bir dönemin son derece doğal alışkanlığı, sonraki kuşaklara zahmetli veya alışılmadık gelebiliyor.
90'lı yıllarda Türkiye'de günlük yaşam nasıldı?
Günlük yaşam bugüne göre daha az dijitaldi. Sabit telefonlar, televizyon yayın akışı, kasetler, mahalle oyunları ve yüz yüze görüşmeler birçok insanın hayatında önemli yer tutuyordu. Elbette yaşam koşulları şehirden şehre ve aileden aileye farklılık gösteriyordu.
Eskiden insanlar neden telefon numaralarını ezberlerdi?
Telefonlarda bugünkü gibi kolay erişilen dijital rehberler yaygın değildi. Sık aranan numaralar ezberlenir veya kâğıt rehberlere yazılırdı.
Kasetler neden kurşun kalemle sarılırdı?
Ses kasetlerinin içindeki manyetik bant bazen gevşeyebilir veya dışarı çıkabilirdi. Uygun kalınlıktaki bir kalem, kasetin makarasını elle döndürerek bandı toparlamak için kullanılırdı.
Eski alışkanlıkların hepsi tamamen kayboldu mu?
Hayır. Mektup yazmak, mahalle alışverişi, bayram ziyaretleri ve sokak oyunları hâlâ devam ediyor. Ancak yaygınlıkları ve uygulanış biçimleri zaman içinde değişti.
İnsanlar eski günleri neden özlüyor?
Nostalji çoğu zaman yalnızca eski eşyaları değil, o dönemlerde yaşanan ilişkileri, çocukluğu, aile ortamını ve kişisel anıları hatırlatıyor. Bu yüzden eski bir kaset veya fotoğraf güçlü duygular uyandırabiliyor.
Yorumlar
Yorum Gönder